Görünür olma korkusu

Görünür Olma Korkusu: Işığını Karartmak İçin Kime Söz Verdin?

3–4 dakika

“Hayatın İçinden” kategorisinin son yazısında modern hayatın o bitmek bilmeyen yetişme telaşını, durmanın neden bu kadar suçluluk hissettirdiğini konuştuk. Ancak bazen o koşturmaca, sadece işlerin çokluğundan değil, durduğumuzda yüzleşeceğimiz o derin sessizlikten kaçmak içindir. Bugün burada, biraz daha derine, o sessizliğin içindeki fısıltılara bakacağız. Çünkü çoğu zaman bizi durmaksızın koşturan o görünmez kırbaç, aslında çok eski bir korkunun maskesidir: Görünür olma korkusu.

Görünür Olma Korkusunda Işık Neden Korkutur?

Spiritüel bir yolculukta olan pek çok kişi “ışığa yürümekten” bahseder. Ancak tuhaf bir paradokstur ki, insan zihni en çok kendi ışığından korkar. “Eğer tam kapasite parlar ve başarılı olursam ne olur?” sorusu, bilinçaltının karanlık dehlizlerinde yankılanır. Cevaplar ise genellikle ürkütücüdür: “Nazar değer”, “Dışlanırım”, “Yalnız kalırım” ya da “Ailemden daha mutlu olmaya hakkım yok.”

İşte bu noktada JAAS (Jean Adrienne Arınma Sistemi) bakış açısı devreye girer. JAAS bize der ki; yaşadığın her tıkanıklık, aslında geçmişten, atalardan veya ruhsal kayıtlardan gelen bir “sadakat yemini” veya bir “karar” olabilir. Belki de çocukken çok mutlu olduğun bir anda bir yetişkin tarafından susturuldun ve o an zihnin şu kararı verdi:

“Dikkat çekmek tehlikelidir, hayatta kalmak için gölgede kalmalısın.”

Görünmezlik Bir Güvenlik Kalesi mi, Yoksa Hapishane mi?

Her şeye yetişmeye çalışırken aslında hiçbir yerde tam olarak “görünür” olmamayı tercih ediyor olabilir misin? Çok meşgul olmak, bazen kendimizi saklamanın en meşru yoludur. “Vaktim yok” dediğimizde, aslında “Kendi potansiyelimle yüzleşmeye ve onu dünyaya sunmaya hazır değilim” diyor olabiliriz.

Görünmezlik, bir noktaya kadar bizi korur. Kimse bizi eleştiremez, kimse bizi yargılayamaz ve kimse bizden bir şey talep edemez. Ancak bu kale, zamanla ruhumuzun daraldığı bir hapishaneye dönüşür. İçindeki o yaratıcı güç, o şifa enerjisi veya o eşsiz yetenek dışarı çıkmak isterken; senin bilinçaltındaki eski dosyaların “Dur, dışarısı güvenli değil!” diye bağırır. Bu çatışma ise hayatta “ilerleyememe” hissi olarak tezahür eder.

https://bianlamivar.com/her-seye-yetisme-cabasi-durmak-mi-ihtiyac-mi/

Işığını Karartmak İçin Kime Söz Verdin?

JAAS seanslarında sıkça karşılaştığımız bir durum vardır: Kişi, bilincinde başarılı olmayı çok isterken, bilinçaltında atalarına duyduğu derin bir sadakatle kendi başarısını sabote eder. “Annem bu kadar acı çekmişken ben nasıl neşeyle parlarım?” ya da “Babam iflas etmişken ben nasıl bolluk içinde olurum?” gibi sessiz sözleşmeler imzalarız ruhumuzun derinlerinde.

Şimdi kendine dürüstçe sormanı istiyorum: Işığını kimin için karartıyorsun? Kimin sevgisini kaybetmemek için kapasitenin sadece %10’unu kullanıyorsun? Bu hafta gökyüzündeki tutulma enerjisi, işte bu saklı sözleşmeleri yüzeye çıkarıyor. Tutulmalar, ayın güneşin ışığını kestiği anlardır; tıpkı senin eski korkularının, ruhunun ışığını kestiği o anlar gibi. Ama unutma, her tutulma biter ve ışık her zaman geri döner.

Bilinçaltındaki O Tozlu Dosyaları Açmak

Farkındalık, arınmanın ilk adımıdır. Eğer şu an bu satırları okurken içinde bir yerlerde bir sızı veya bir “yakalanmışlık” hissi oluştuysa, tebrikler; o tozlu dosyayı buldun demektir. Görünür olmak, sadece sahnede olmak veya binlerce kişi tarafından takip edilmek değildir. Görünür olmak; kendi hakikatini, kendi duygularını ve kendi değerini önce kendine, sonra dünyaya dürüstçe sunabilme cesaretidir.

Bu cesaret, bir günde gelmez. Küçük adımlarla başlar. Belki de bugün, o hep ertelediğin fikrini birine söyleyerek başlarsın. Ya da “Hayır” diyerek kendi alanını görünür kılarsın. JAAS öğretisinde olduğu gibi, biz bu alanı temizledikçe, üzerimizdeki o ağır atalardan kalma yükleri bıraktıkça, parlamak bir “çaba” olmaktan çıkar ve bizim “doğal halimiz” haline gelir. Çünkü güneş parlamak için çaba sarf etmez, o sadece güneştir.

Gölgelerle Barışmak

Işığından korkmayı bırakmanın yolu, gölgelerini kabul etmekten geçer. Kusurlarını, hatalarını, “eksik” sandığın yanlarını sevgiyle kucakladığında; artık saklanacak bir şey kalmaz. Saklayacak bir şeyin kalmadığında ise özgürleşirsin. Özgürleşen bir ruhun ışıltısı ise en karanlık odaları bile aydınlatmaya yeter.

Bu hafta kendine şu soruyu bir mantra gibi sor: “Kendi ışığımda durmak benim için artık güvenli mi?”

Cevabın “Hayır” bile olsa, bunu fark etmek büyük bir adımdır. O “Hayır”ın altındaki hikayeyi duymaya başladığında, dönüşüm de başlamış demektir.

Görünür olma korkusu

Görünür Olma Korkusunda Bir Sonraki Adım: Pratikle Mühürlemek

Bilinçaltındaki bu derin farkındalıkları zihinsel olarak anlamak harikadır, ancak bu enerjiyi bedende ve ruhun titreşiminde mühürlemek için eyleme ihtiyaç vardır. Bu ağır farkındalığı nasıl yumuşatabiliriz? Bu görünürlük korkusunu bir “bağ kurma” eylemine nasıl dönüştürebiliriz?

Bir sonraki durağımız olan Meditasyon ve Ritüeller kapısında, bu hafta boyunca fark ettiğimiz o “görünmezlik yeminlerini” sevgiyle serbest bırakacağımız ve kendi içsel ışığımızı fiziksel dünyada sabitleyeceğimiz küçük bir çalışma yapacağız. Orada buluşmak üzere, ışığına sahip çık.

 

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir